23 Ağustos 2010 Pazartesi

Parenting Fail




Yok, o kadar da olmaz bence.

Yapmam yani. Yapamam.

Muzdarip!

Psikoloji okuduğun ya da mezunu olduğunda insanlarla bazen başka pencerelerden konuşabiliyorsun, yalan söylemeyeceğim bu konuda. Bu biraz daha insanla alakadar bir şeyler okuyor olmakla ilgili o kadar. Yani insanüstü bir meziyet değil elbette.

Ama mesela kendi derdini birine açtığında laf döner dolaşır "... aa, bi de psikolog olacaksın yahu, çürüttün ayol kendini..." gibi noktalara gelir.

İnsanım ulan! Bi dinle, bi dur soluklan, bi anlatayım, bi söyleyeyim, bi ferahlayayım, yeri gelsin bağırayım, yeri gelsin omzunda bi ağlayayım... Olmaz mı? Olur.

Elimden alınmış herhangi bir hak yok psikoloji okudum diye, bu da böyle biline.

Vazodan

Kırmızı güller ya da sarı laleler olmalı. İkisi de aynı cümleyi başka şekillerde söylüyorlar nasıl olsa.

En azından benim için öyle.

Ama uzun saplı olsunlar.




22 Ağustos 2010 Pazar

Leon - The Professional


Bilmeyenleriniz ya da unutanlarınız için küçük bir hatırlatma:

Doğum günüm 29 Nisan.

Evet, daha var ama o kutlu gün geldiğinde panik olmaktansa şimdiden e-bay'den tedarik edilebilir bence...

19 Ağustos 2010 Perşembe

Hayal ettiğin gibi bir insan yok M.cim, hayallerin var sadece.

Ben bugün

normal bir şekilde evden çıkıp ajansa gittim.

Staj değerlendirmem yapıldı ve işe alındım. Çok ama çok güzel şeyler duydum, kendimi nasıl geliştirebileceğimle ilgili olduğu kadar iş yapışımla ilgili de bir şeyler duymak çok ama çok hoşuma gitti.

Eve geldim. Bir gariplik vardı sokakta.

Arka taraftaki apartmanın en üst katından beni yaşlarımda bir çocuk aşağı atlamak suretiyle intihar etmiş. Polis, doktor, yakınları, çığlıklar falan...

Karmakarışık yani.

Karma.

28 Temmuz 2010 Çarşamba

Puta tap!

Bazen yürürken, özellikle de aşıksam, elimi toprağa, taşa, tarihi bir binaya dokundurduğum zaman,
Fısır fısır oluyor ya hani ruhum.
Göle taş attıktan sonraki su üzerindeki dalgalanma gibi diyebilirim o fısıltı için.
Daha güzelini de derdim, ama şu an bu uygun.

O zaman diyor ki mesela "teşekkürler", "minnettarım", "dokun, daha da" gibisinden.
Dinlemek için çabalamıyorum ama, dokununca duyuyorum sanki.

Ondandır işte, dokunuyor olmanın benim için önemi.

Kimse kusura bakmasın bence. Dokunmayı sevmeyenlerle olmuyor. Tamam, ben biraz fazla düşkünü olabilirim ama yine de.