yavaştan şu odayı bir toparlasam, sonra dün tartıştığım için abimi arasam, iki güldürsem kapatsam, mutfağı biraz elden geçirsem ve bir süredir arayıp-aramama arasıdna gidip geldiğim şu çocuğu arasam, ama hayatta her şeyin benim istediğim gibi olmayacağını bana en azından bugün deneyimlettirmese, sokakta hayvanlar için doldurduğum su kabını atan orospu çocuğunu bulabilsem, salondaki avizeye -avize de avize ama ha!- yeni ampül taksam, sonra eskiden olduğu gibi ışığı açıp heeeey diye bağırsam; daha doğrusu bunu yapacak heyecana hala sahip olsam, rızanın yanına festivale gitsem, içsem...
dün gece balkonda kocaman yeşil bir böceği öldürüp karıncaların olduğu yere bıraktım bi de. karıncalar nasıl da hızlı hızlı taşıdılar onu yuvalarına!
beni taşıyabilecek kadar büyük karıncalarla karşılaşmadan ölmüyorum bugün.
18 Temmuz 2010 Pazar
14 Temmuz 2010 Çarşamba
Ya da?
Güneşin batıp da,
Acıtmadığı yaz tatilleri olurdu.
Bu ara güneş senin de içine içine batıyor değil mi?
Ya da?
Acıtmadığı yaz tatilleri olurdu.
Bu ara güneş senin de içine içine batıyor değil mi?
Ya da?
Geçer
9 Temmuz 2010 Cuma
Bit
Dün sabaha geç başladım, ütülü bir şeyler bulamadım ve istemediğim bir şeyi giymek durumunda kaldım. Sonrasında motorda midem bulandı, kusasım geldi. Tüm gün, durmalı-başlamalı işler peşindeydim. Sonrasında işe kaldım, bildiğin geç çıkmalar başladı yine!
Korkunç bir yağmur başladı sonra. Öyle böyle olmayanından. Ajansta Ruşen bana şemsiye buldu ve öylece dışarı çıktım. 5 liralık şemsiyeleri çok seviyorum, bana ucuz İspanyol bir fahişeyi anımsatabiliyorlar. Garip.
Eve döndüğümde balkona çıktım tek başıma evde. Yağmur bitmişti artık. Gün bitmişti. Parkta oynayan çocuklar bitmişti. Telefonda ve internette kırıştırmaya hevesim bitmişti. Sigaramla şarabım bitmişti. Sokaktan geçenler bitmişti. Ev arkadaşlarım evde yoklardı, evde iyice ses bitmişti. Balkonda sadece ben bitmemiştim. Bir tek bitmeyen ben kalmıştım.
Olsun.
Korkunç bir yağmur başladı sonra. Öyle böyle olmayanından. Ajansta Ruşen bana şemsiye buldu ve öylece dışarı çıktım. 5 liralık şemsiyeleri çok seviyorum, bana ucuz İspanyol bir fahişeyi anımsatabiliyorlar. Garip.
Eve döndüğümde balkona çıktım tek başıma evde. Yağmur bitmişti artık. Gün bitmişti. Parkta oynayan çocuklar bitmişti. Telefonda ve internette kırıştırmaya hevesim bitmişti. Sigaramla şarabım bitmişti. Sokaktan geçenler bitmişti. Ev arkadaşlarım evde yoklardı, evde iyice ses bitmişti. Balkonda sadece ben bitmemiştim. Bir tek bitmeyen ben kalmıştım.
Olsun.
7 Temmuz 2010 Çarşamba
Teles-kop
Bu sabah yine "bi yerde" uyandım. Fena geçirilmemiş bir gecenin kendi kafamdan feciymiş gibi aksettiriliyor oluşuna ben bile şaşırdım.
Sabah hava da güzeldi, Cihangir'den (allahın cezası cihangir yine...) işe yürüdük. Yolda önce konuşmalı sonra susmalıydık. Öyle de yaptık. Yolun yalnız yürüdüğüm kısmında aklımdan Eskişehir'i ve ütü masasının üzerindeki örtünün değişmesi gerekliliğini düşündüm.
Biraz daha yakından bakmaya başladım, börtü böceğin en had safhada olduğu zamanda hep yaparım.
Miyazaki ve Kill Bill'in de geceye olan katkılarından dolayı teşekkürü borç bilirim.
Sabah hava da güzeldi, Cihangir'den (allahın cezası cihangir yine...) işe yürüdük. Yolda önce konuşmalı sonra susmalıydık. Öyle de yaptık. Yolun yalnız yürüdüğüm kısmında aklımdan Eskişehir'i ve ütü masasının üzerindeki örtünün değişmesi gerekliliğini düşündüm.
Biraz daha yakından bakmaya başladım, börtü böceğin en had safhada olduğu zamanda hep yaparım.
Miyazaki ve Kill Bill'in de geceye olan katkılarından dolayı teşekkürü borç bilirim.
5 Temmuz 2010 Pazartesi
İtibaren
Bu sabah biraz anormal kalktım -yine bi yerde kaldım, ondandır...- salak gibiyim hala.
Biraz üşüdüm başta, üstüme pikeyi çektim. Yattığım mekanı sevdim, fena değildi.
Sonra çok param varmış gibi davrandım. Biraz alışveriş yaptım sabah sabah. Güneş bulutların arkasına ve önüne geçerek nasıl bir ruh halime bürünmem gerektiğini anlatmaya çalıştı. Ya da ben değişken halimi güneş üzerinden okumayı seçtim de denebilir. Kuş gibi yedim, güneş gibi susadım, kış gibi üşüdüm ve yaz gibi haylazlandım.
Hepsi, uyandığım yataktan işe gelinceye dek oldu.
Şimdi de değişkenlik devam etmekte az çok...
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim...
Biraz üşüdüm başta, üstüme pikeyi çektim. Yattığım mekanı sevdim, fena değildi.
Sonra çok param varmış gibi davrandım. Biraz alışveriş yaptım sabah sabah. Güneş bulutların arkasına ve önüne geçerek nasıl bir ruh halime bürünmem gerektiğini anlatmaya çalıştı. Ya da ben değişken halimi güneş üzerinden okumayı seçtim de denebilir. Kuş gibi yedim, güneş gibi susadım, kış gibi üşüdüm ve yaz gibi haylazlandım.
Hepsi, uyandığım yataktan işe gelinceye dek oldu.
Şimdi de değişkenlik devam etmekte az çok...
Gelişmelerden sizleri haberdar edeceğim...
2 Temmuz 2010 Cuma
Anlaşıl!
"Happiness is the meaning and the purpose of life, the whole aim and end of human existence - Aristotle"
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)

